Arjantin'de insanlar mutlular en azından öyle gözüküyorlar.Otobüs şoförü her binene iyi günler diyor içten bir şekilde.Bu kadar kibarlığa alışık değilsiniz ya rahatsız bile edebilir sizi.Zaman geldi, yaa biri de kötü davransın da ayağım yere bassın,kendime geleyim bile dedim.Çok ama çok hırpalanmışız,hırpalanayoruz maalesef yurdumuzda....
.... Acaba onca tarih onca kültür,onca katman ağır mı geliyor bize, kaldıramıyor muyuz tüm bu ihtişamı...?..niye insanlarımız dünyayı birbirlerine zehir ediyorlar?..hemen hemen hiçbir tarihleri yok,neredeyse tüm bayrakları yırtık özellikle patagonya'da- İngiltere'ye karşı Falkland 'da alınmış büyük bir yara ve onur kaybı var; bir Hititleri,bir Troyaları yok..ama nasıl oluyor da insanlar hadi canım sen de bu kadar da olmaz diyecek kadar saygılı...?.ne yaptım ettim gene bağladım yurda işte.......Yolculuk yurda bağlanmıyorsa yolculuk değildir....
Arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Şubat 2009 Cumartesi
23 Ocak 2009 Cuma
ve yola çıkış....
Rio Grande denilen yerde son dakika kararıyla,Punta Arenas biletimi Rio Gallegos'a çevirdim,oradan El Calafet'e gitmek için. Çünkü daha Şili,Bolivya,Peru ve Brezilya var ve kıta çok büyük ,yollar alabildiğine. Rio Gallegos'a kadar giden yol kötü daha sonra zaten 4 saat kalıyor El Calafet'e,otobüs ve yol oldukça iyi idi. İki saat terminal'de beklemek dahil 20 saat sonra El Calafet'e vardım.
Kıta'nın en ucundan yol başladı benim için;biraz ters gibi,yolların bir anlamda bittiği yerden başlıyor yolculuk... bu anlamı ve içinde sakladığı tüm anlamları ile...yolculuk nereye ve kime sorusu'nun cevabı daha önce verilmişti...?!!
18 Ocak 2009 Pazar
...yine ''El Turko''...
Kanal turunu yapacak tekne'nin üst katında 6 kişilik boş yer bulup oturdum. On dakika geçmedi 4 kişilik Arjantin'li bir aile geldi. Biraz sonra sohbet başladığında benim Türk olduğumu öğrendiklerinde neredeyse yerlerinden zıpladılar. Bilemiyorum bizlerin yurtdışında böyle karşılandığı kaç yer var?;belki işin sırrı uzaklardadır; İki yüzlü Avrupa'dan sonra buraları tam bir şok etkisi yaratıyor. Şüphesiz Avrupa'nın hepsi kötü,Güney Amerika'nın hepsi iyi değil ama özellikle ''El Turko'' ların kaderi bu kadar mı takip edebilir sizi. Kadın'nın büyük babası El Turko imiş,tam olarak emin değil hangi ülkeden geldiğinden ama bir zamanların Osmanlı'sından olduğu kesin. İsminin Hasan el-Ali gibi bir şey olduğunu,o zaman buraya gelen Osmanlı tebasının isimlerinin İspanyollaştırıldığını ve kimliklerinin gün geçtikçe silindiğinden bahsetti. Kadın sadece İspanyolca bildiği için çocukları İngilizceye çevirdi.
İnsan etkilenmeden duramıyor düşünün kadının ilk sorusu Tespih'teki 33 sayısı idi.Daha önce bir Pakistanlı'ya yazdırmışlar; 33*3=99...Allahuekber,Elhamdülillah,Estağfrullah diye;bana nasıl okunduğunu ve anlamlarını sordular....Patagonya denilen yerde Beagle Kanalı'nda Arjantinli bir aile ve bir Türk..;bizim oraların nefesi buralarda yankılandı desek çok mu yoksa az mı olur acep...?!!!
15 Ocak 2009 Perşembe
Beagle Kanalı
Etiketler:
Arjantin,
Ateş Toprakları,
Beagle Kanalı,
Güney Amerika
8 Ocak 2009 Perşembe
nerede kalmıştık...
Nerede kalmıştık....
zaman dediğin nedir ki?göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor...yolculuk başlayalı neredeyse bir buçuk ay oluyor...ahh şu yolculuk bir başlasa da gitsek diyorduk,şimdi son hızla ilerliyor zaman ahh biraz daha zaman olsa da şurayı da burayı da görsek diyoruz...blog'u okuyan eee kardeşim caracas dan başka ne gördün der onca yazıdan sonra...ya da hani bu güney amerika turuydu,güney amerika'nın sadece kuzey turundan başka bir şey okumadık diyebilir...yolculuğun ikinci bölümü şimdi başlıyor...bu sefer kıtanın en güneyinden,ya da popüler ismi ile 'al fin del mundo' yani dünya'nın sonundan (tabii güney kıtası'nın) Ushuia 'dan ses veriyorum...
1 haftadır gezege'nin en güzel yerlerinden biri olan Buenos Aires deydik.Kimi kentlerin adında vardır bir sihir,anlatılması zor olan,o adı duyduğunuz da sizde birşeylerin kıpırdadığı,gerçeküstü,bir ilüzyon...Havana,Rio,bir bakıma New York,Venedik,hemen hemen tüm Ortadoğu şehirleri-çoğunda savaş hala sürse de- (neden sorusu'nun cevabı ise ''ışık doğudan yükseldiği'' için desem!!!) ...söylemeye gerek yok İstanbul tüm hoyratlığına rağmen ilk gelir...işte Buenos Aires de sadece ismi ile bile bir sihirdir.Kent sadece ismi ile değil kendisi ile de çok farklı.Hiç düşündünüz mü 19. ve 20.yüzyıl'daki o milliyetçilik akımları osmanlıyı tarumar etmese ve bugün yine de az da olsa özellikle İstiklal caddesi boyunca gördüğümüz neo-klasik,barok apartmanlar kentin şimdiki ruhsuz,insanı yoran ona saygı göstermeyen binalarının yerini alsaydı nasıl gözükürdü İstanbul.(istanbul'un çok boyutu var;tarihi yarım ada,hemen hemen hiç kalmayan türk evleri konu dışı) Bunun cevabı Buenos Aires olmalı.Burası bir bakıma İstanbul'un devamı gibi.İstanbul'da yarım bırakılmış şeyler burada tamamlanmış.Kent dünya savaşlarından kaçanların sığınağı olmuş.Osmanlı sona ererken,özellikle Ortadoğu dan ve Kuzey Afrika dan kaçanlar ''El Turko'' olarak tanımlanmış.Venezuella'nın en uzak noktasında bile 'El Turko'' lara rastlamak mümkün.Bu kadar uzaklarda geçmişinle ilgili bir şeylerle karşılaşmak nasıl bir duygu anlatması zor.Buraya uyan lafı Cemal Süreyya söylemiş ya; İnsan 30 sene Marmara'ya bakarak çıkaramayacağı gerçeği(artık o neyse) Okyanus'a 5 dakika bakmakla çıkarırmış. İnsan bu kadar uzaklarda daha iyi anlıyor ne kadar derin bir kültürün çocukları olduğunu.
İstanbul'u en iyi anlatan sözcüklerden biri de melankolik olduğudur.Buenos Aires de öyle her şeyiyle melankolik.İstanbul yara bere doludur,geçmişin ihtişamı bugünün ihaneti üzerinde parlar.Buenos Aires de yara bere içinde. Geçmişin her biri sanat eseri olan binaları artık pek onarılmıyor veya onarılamıyor.En önemli faklardan biri insanlar çok mutlu gözüküyorlar burada. Eğlenmeyi çok iyi biliyorlar. Tango diyebilirim ki hiç çıkmıyor hayatlarından.
zaman dediğin nedir ki?göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor...yolculuk başlayalı neredeyse bir buçuk ay oluyor...ahh şu yolculuk bir başlasa da gitsek diyorduk,şimdi son hızla ilerliyor zaman ahh biraz daha zaman olsa da şurayı da burayı da görsek diyoruz...blog'u okuyan eee kardeşim caracas dan başka ne gördün der onca yazıdan sonra...ya da hani bu güney amerika turuydu,güney amerika'nın sadece kuzey turundan başka bir şey okumadık diyebilir...yolculuğun ikinci bölümü şimdi başlıyor...bu sefer kıtanın en güneyinden,ya da popüler ismi ile 'al fin del mundo' yani dünya'nın sonundan (tabii güney kıtası'nın) Ushuia 'dan ses veriyorum...
1 haftadır gezege'nin en güzel yerlerinden biri olan Buenos Aires deydik.Kimi kentlerin adında vardır bir sihir,anlatılması zor olan,o adı duyduğunuz da sizde birşeylerin kıpırdadığı,gerçeküstü,bir ilüzyon...Havana,Rio,bir bakıma New York,Venedik,hemen hemen tüm Ortadoğu şehirleri-çoğunda savaş hala sürse de- (neden sorusu'nun cevabı ise ''ışık doğudan yükseldiği'' için desem!!!) ...söylemeye gerek yok İstanbul tüm hoyratlığına rağmen ilk gelir...işte Buenos Aires de sadece ismi ile bile bir sihirdir.Kent sadece ismi ile değil kendisi ile de çok farklı.Hiç düşündünüz mü 19. ve 20.yüzyıl'daki o milliyetçilik akımları osmanlıyı tarumar etmese ve bugün yine de az da olsa özellikle İstiklal caddesi boyunca gördüğümüz neo-klasik,barok apartmanlar kentin şimdiki ruhsuz,insanı yoran ona saygı göstermeyen binalarının yerini alsaydı nasıl gözükürdü İstanbul.(istanbul'un çok boyutu var;tarihi yarım ada,hemen hemen hiç kalmayan türk evleri konu dışı) Bunun cevabı Buenos Aires olmalı.Burası bir bakıma İstanbul'un devamı gibi.İstanbul'da yarım bırakılmış şeyler burada tamamlanmış.Kent dünya savaşlarından kaçanların sığınağı olmuş.Osmanlı sona ererken,özellikle Ortadoğu dan ve Kuzey Afrika dan kaçanlar ''El Turko'' olarak tanımlanmış.Venezuella'nın en uzak noktasında bile 'El Turko'' lara rastlamak mümkün.Bu kadar uzaklarda geçmişinle ilgili bir şeylerle karşılaşmak nasıl bir duygu anlatması zor.Buraya uyan lafı Cemal Süreyya söylemiş ya; İnsan 30 sene Marmara'ya bakarak çıkaramayacağı gerçeği(artık o neyse) Okyanus'a 5 dakika bakmakla çıkarırmış. İnsan bu kadar uzaklarda daha iyi anlıyor ne kadar derin bir kültürün çocukları olduğunu.
İstanbul'u en iyi anlatan sözcüklerden biri de melankolik olduğudur.Buenos Aires de öyle her şeyiyle melankolik.İstanbul yara bere doludur,geçmişin ihtişamı bugünün ihaneti üzerinde parlar.Buenos Aires de yara bere içinde. Geçmişin her biri sanat eseri olan binaları artık pek onarılmıyor veya onarılamıyor.En önemli faklardan biri insanlar çok mutlu gözüküyorlar burada. Eğlenmeyi çok iyi biliyorlar. Tango diyebilirim ki hiç çıkmıyor hayatlarından.
Etiketler:
Arjantin,
Buenos Aires,
Güney Amerika,
İstanbul,
Tango
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)