19 Aralık 2008 Cuma

Yeniden Caracas


12 aralik 2008
Büyük tura başlamadan önce planımız venezuella dan kıtanın aşağısına doğru gitmekti,fakat Kolombiya hakkında söylenen şeyler-yolun zor ve tehlikeli olduğu- yüzünden uçakla Peru ya gitmeye karar verdik.Aralık ayının tatil zamanı olması bileti ancak 30 una bulmamıza sebep oldu.Daha erken biletler gereğinden fazla pahalı idi.Biraz zorunlu da olsa şu an hala Caracas dayız,yapmamız gereken ise daha ucuz konaklama.Bunu da El Hatillo denen turistik bir köyde Edurdo 'nun arkadaşı Jorge lerin hotel fiyatının yarısını ödediğimiz evlerinde kalarak hallediyoruz şimdilik.

Margarita Adası

8 aralik 2008
Kıtanın en üstüne gelmişken Karayipler'de denize girmemek olmaz,bu yüzden rotamızı bu adaya yönelttik.Puerta la Cruz dan gemiye binip 3 saatlik yolculuktan sonra ada' ya vardık.Ada da birçok playa yani plaj var.Sezon başlangıcı olduğu için çok kalabalık değil,biz gelmeden 10 gündür yağmur yağıyormuş şansımıza hava güzeldi.iki gün burada kalıp Caracas'a geri dödük.

Ciudad Bolivar

5 aralik 2008
Dünya nın en yüksek şelalesi Salto Angel a gitmek için Caracas'ın 10 saat uzağındaki bu kente geldik.Kaldığımız ·posada· avlulu büyük bir evdi.Sabah çok erken vardığımız Posada Don Carlos ve kent adeta bir film platosu gibiydi.Kent Orionoco nehrinin hemen yanında ve oldukça iyi korunmuş evleri ile büyük kentten tamamıyla farklı.Ertesi sabah Mahmut'un internetten tanıştığı Eduardo ailesi ile birlikte kaldığımız yere geldi ve bize şehir turu yaptırdılar.Salto Angel a karadan ulaşım yok tek yol 3 gece 4 günlük tur ile Canaima ya uçmak.Venezuella da yaşadığımız sorun resmi kurla sokak kur arasındaki büyük fark atm lerden para çekmemizi engelledi, burada yanınızda dolar yoksa durum biraz problem arz ediyor,geldiğimizden beri bu kadar az backpacker görme sebebimiz de bu olmalı.Bu yüzden Salto Angel turunu alamadık sonuç olarak.

caracas


Roma Havaalanı
Roma aktarmalı caracas,daha türkçesi upuzun bir yolculuk ve yolculukların vazgeçilmezi süprizler.ilk Sürprizi yaklaşık 12 saat rötar yiyerek aldık .transit alaninda venezuellalılarla ve italya nın en kötü pizzası ile karşılaştık.bizim için zor olan şey daha ilk adımda bu kadar rötar yemiş olmak,o ana kadar hiç uyumamış olup,önümüzde de yaklaşık 10 saatlik bir yol olması.daha da kötüsü bilmediğin ve güney amerika yolculuğunun en tehlikeli şehirlerinden birine gece 2 gibi iniyorsun.herhangi bir rezervasyon da yok,-niye yok ayrı konu- daha ne olsun.bakalım ne olacak....

Caracas
o kadar yorulmuşuz gibi 10 saatlik uçak yolcuğu 3 saatlik istanbul-roma uçuşundan bile daha kolaydı.Pasaportlar girişteki memura verildiğinde işlemler diğerlerinden uzun almaya başladı ve sonunda başka bir memur olasılıkla Havaalanı sorumlusu çağrıldı.her gün buraya Türk gelmediğinden olsa gerek bizden vize gerekip gerekmediği konusunda kararsız kaldı,yaklaşık 15 dk.sonra Güney Amerika kapıları bize açıldı.çıkış kapısına geldiğimizde kapıların o kadar da kolay açılmadığı anlaşıldı.Kapıdaki Ülke güvenlik Guard'ı bizi bir 15 dk. daha misafir etti otel rezervasyonumuzu sordu,akıllılık edip rezervasyonu telefonla yaptığımızı söyledik.en sonunda pasaportlarımızı geri aldık ve kapı bu sefer gerçekten açıldı.
Saat gecenin ikisi,caracas 30 km ötede ve rezervasyon yok.ne yapılır? Oturulup beklenir...
sabah olduğunda madem bu kadar bekledik taksi yerine otobüs alalım dedik ve de öyle yaptık.oldukça ilginç bir yolculuktan sonra Altamira Oteline yerleştik.böylece İstanbul dan başlayan yolculuğun ilk aşaması Altamira Otel de sona erdi.
Şehir
O kadar yoldan ve rötar dan gelen biz,sanki bunları başkası yaşamış gibi attık kendimizi caracas sokaklarına,bir an önce keşfetmek üzere kıtanın ilk durağını.
Yeni bir ülkeye indiğinde ilk gereken şey o ülkenin parası şüphesiz.Venezuella yı başka ülkelerden ayıran ise Kamu alanında sosyalizmin izlerinin görülmesi.burayı Kıtanın diğer ülkelerinden ayıran en önemli noktalarından biri resmi kurun resmi olmayan kurdan 2 kat daha aşağı olması.Otel fiyatı 40 dolar olması gerekirken resepsiyon un bize 70 dolar demesi daha ilk durakta şok yaşattı bize.ama her yerde olduğu gibi etrafta bu işleri çözen birileri vardır bize de Trinidad Tobaga lı bir kadın çıktı şansımıza ve resmi olmyan kurdan bozdu dolarımızı böylece 40 dolara geldi double odanın fiyatı.Denilebilir ki hiç de ucuz deyilmiş,amaç tabi ki ucuz bütçeli uzun seyahat;fakat hem başlangıç olduğu hem de riskli bir şehir olduğu için bütçe aşıldı biraz burada,e hakkımız onca yorgunluktan sonra...
Gün içinde Plaza Bolivar meydanı na gittik.Her güney amerika şehrinde bir plaza Bolivar var.

gidiş...

Caracas uçuşuna saatler kala hala yapılacak işler,alınamamış şeyler,başlanılıp bitirilememiş veya hiç okunamamış Güney Amerika kitapları,ipod a yüklenilememiş Müzeyyen Senar şarkıları vardı.Ve tabi her zaman ki bir yerlere giderken sahip olunan -eksiklik- duygusu.Uçuş yaklaştıkça tüm bunlar yolculuğun heyecanını unutturdu bir nebze.Unut ya da unutma işte yol ve yolculuk önünde.Yol tüm gizemi ve heyecanıyla bekliyor, daha ne olsun.


Sabahın çok erken saati başlıyor yolculuk.İstanbul da herkes uyuyor.Havaalanına giderken herşey sıfırlanmış gibi sen de,sanki içinde bir saat kuruyor seni.Şehir biliyor ki dönülecek ona sonunda.


İlk yabancı gelen şey su idi.uçakta verilen suyun tadı değişti ilk önce.tadı nasıl mı idi? Tuhaftı işte tüm bilinmeyen yolculukların sana verdiği ilk duygu gibi tuhaftı.Yaşayacağın bir çok tuhaflığın öncüsü gibiydi.hazır ol herşeye ve her duruma der gibi.

İstanbul'dan ayrılış



..ayrılık vakti geldiğinde şehir bir başka göründü,sonbahar zamanı;bir anlam da mevsimlerin en güzeli...soluk bahar ışığı çarpıyor pencerelerine bitimsiz kentin....kışın berrak havası var yüzünde...çok katmanlı kent tıpkı insanları gibi...hep geri dönülmesi gereken kent..hep geri dönülecek kent...bu yoculuk nereye ve kime sorusunun cevabı sana istanbul....yolun başı ve sonunda İstanbul var...tam burada tüm ihtişamı'nın görüldüğü yerde anlıyor insan;sen şehirde değil şehir sende yaşıyor,her tarafıyla kaplıyor şehir seni;anlamıyorsun şehir nerde bitiyor sen nerede başlıyorsun. ..yolculuk hep sana istanbul...

yaşanacak gün batımları...

Yaşanacak bir yaşam vardır.yürünecek kaldırımlar,tadına varılacak gün batımları vardır,Cesara pavesa

..selam size büyük durumlar,doruklar.Dağ görgüsü kazanır Ağrı'yı bir kez de görse kişi...Marmara'da yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği Okyanus'u beş dakika seyretmekle kavrar..c.süreyya